15 Ocak 2009 Perşembe

Ben miyim lan anormal?-Ortaçgil, ortak dil...

Evet evet başlığım küçük bi kelime oyunu ama yeni tanıştığın insanlarla çabuk kaynaşabilmeni sağlayabilen bir müzik yapıyorsa bu adam o zaman bu küçük kelime oyunları manasız değil...
Sanırım en son kuruçeşme arenadaki konserine gittim Ortaçgil'in, Teoman'la sahneye çıkmıştı.. tarih 3 ağustos 2007 imiş... nedense benim dün gibi aklımda! çok iyi bir konserdi teoman falan şarkı sölemediği bir anda kalkıp gidip sahne arkasında sigara falan tüttürmüştü... "pis" herif..
o günden beri facebooktaki gruba bi çok etkinlik bildirisi yaptım ortaçgil konseri var ey ahali diye ama ben gidememiştim. Ama sonunda yaptım ve gittim. 13 ocak salı jazzstop'taydım dinledim eğlendim daha bi yakından gördüm sevindim...
güne de güzel başlamıştım salı sabahı mis mis.. akşam 8e kadar işteydim. zor çıkıp gittim konser 10da olsa da yetişemicem diye bir telaş aldı beni. Hep alır zaten bir organizasyon öncesi bu telaş hali beni. Hiç sevmem saati,yeri belli olan organizasyonlara geç kalmayı, geç kalanı da sevmem! En sevmediğim insan tipidir onlar. Nerde görsem kaçarım.(alpay erdem rüzgarı esti...)
Biletler sınırlı demişti jazzstop'taki adam ben de ayırttığım biletleri 8civarı gidip aldım. Jazzstop'ın hemen girişine yaklaşırken uzaktan baktım kasketli,tonton, sakallı bi amca. Acaba diyorum bu mu o? Napıyo ki burda? Tamam sahneye çıkacak da acaba diyorum jazzstop'u mu bulamadı. Çünkü elinde de telefon öyle duruyodu.. Neyse yaklaştıkça farkettim ki Bülent Ortaçgil öle dikiliyo sokağın başında. Hafiften çaktırmadan yaklaştığım anda atladım sırtında koşturduk beraber seksi aramaya çıktık... (umut sarıkaya-seks seks seks! yazısı rüzgarı esti püfür püfür) Yok öle bişi yapmadım tın tın yürüdüm gittim aldım biletlerimi falan filan ... sonra abimle buluşup yemek, kahve filan derken konser saati geldi. Arkadaşlarımla buluşup gittik 4ümüz beraber girdik içeri. Meğer masalar rezervasyonuyluymuş! Keşke bileydim dedim.. siz de öğrenmiş oldunuz. Belki de hep biliyodunuz! Ben sizi kendimce bilgisiz ilan etmiş oldum o zaman "öğrenmiş oldunuz" diyerek.. püh bana! ama ne diyor şarkıları şiirse, kendisi de şair olan sanatçı, "ama ben öğrenmezsem ben olamam ki"...
Böyle başladık konsere.. Ortaçgil'i bizlerle dinlemeye gelen diğer iki arkadaşımız da ortaçgil'den bihaber olduklarını söylediler. Ben de bu cevabı verdim işte onlara derken yamulmuyorsam bozburunla başladık konsere... Abimin içinde ukte kaldı, Erken Oğur'un sololarını duyamamak. Bense umursamadım. Alıştım çünkü Erkan Oğur'suz Ortaçgil dinlemeye.Ortaçgil'i bana abim öğretmiş olsa da ondan daha çok konsere gittiğimi iddia edebilirim. Fakat Jazz Cafe'de dinleyememiş olmak hala bir uktedir. Ama Erkan Oğur'un Ortaçgil şarkılarına ayrı bir tat kattığını söylemeden edemem. Baki'nin klavye sololarına alışkın kulağım solo anlarında eksiksiz bir ziyafet sundu bana...
Şarkı aralarında konuşmayı çok seven tonton şarkıcı, "ee şimdi sırada..." diyip sustuğu anda bir kaç kez, teomanla konser albümünde dediği gibi, "bir ortaçgil şarkısı" diyerek eğlendim kendimce.. Abim bir dedi iki dedi sonra pas vermedi bu esprime üzülmedim ama! çünkü ben konser boyunca hep kendi içimde.. tekrarlamadım bunu tabi manyak mıyım!
Konserin Jazzstop'ta oluşu hem iyiydi hem kötü. Ben bi kere o mekanı sevdim. Sıcak bi mekan oluşu hoşuma gidiyor. Orada Kolpa da iyi dinleniyor açıkçası. Fakat oturup sessiz sakin dinlenmesi gereken bir dinleti esnasında seyircilerin yarattığı kuru gürültü, zaman zaman biz de yaptık, konseri tatsız bir hale getirdi. Adam orada kendinden bir şeyler bulunan şarkılarını bizlerle paylaşıp müzikal bir huzur yaratıyor, dinleyenlerin çoğu bıdıbıdı edip yarattığı gürültüyle sahnelerin en düzgün adamını görmezden geliyor. Ayıp be kardeşim madem konuşacaksın git evinde aç ortaçgil müziğini öyle konuş arkadaşlarınla...
Şarkı aralarında konuşma alışkanlığını taaa 1974'teki konserinden beri edindiğini bildiğim Ortaçgil bu huyuna devam etti tabi. Daha önce de belirtmiştim hani... Bir ara şimdi sıra "kurtulamadığım ortaçgil parçalarında" dedi ve başladı "olmalı mı, olmamalı mı?" yı söylemeye.. Güldüm.. Bu şarkılar için daha önce "şimdi sıra ortaçgil marşlarında..." demişti. Adam artık sevmiyor mu ne bu şarkılarını!? Ve tabi ki "son yılların en popüler şarkısı" diyerek Sensiz olmaz'a giriş yaptı.. Bir ara "Adam sende" parçası istendi galiba önlerden. "Bazen insanda bazı şarkılarına karşısı fobisi oluşuyor. Adam sende de onlardan biri" diyerek çok nazikçe reddetti bu isteği.
Bis yaptı ilginç bir şekilde.. Bis öncesi de hemen tabi şarkı istekleri başladı. Sensiz olmaz falan filan dediler... Çok güzel cevabı yapıştırdı, konser içinde çaldığı şarkıları tekrar isteyenlere: "100 tane bestem var neden tekrar çalayım ki onu"... Ben integral istedim. Manyak mıyım neyim! Ama yine de ona yakın olan Normal adlı şarkısını çaldı.Bu kadar naif bir şekilde "siktirin gidin lan biz her şeyin farkındayız.." diyebilen başka bir adam yok!
not: mekanda Gürgen Öz ve ismini şu an çıkaramadığım ama güldünya dizisinde oynayan sakallı erkek kişi de bulunuyordu...

13 Ocak 2009 Salı

Hoş bir tesadüf mü sadece ...

Bu aralar ayıptır sölemesi bilmemkaç gb(gigabaytlık) mp3(müzik dosyası) arşivimden çok sıkıldım. Ciddiyim çok sıkıldım. Hep aynı aynı dön baba dön aynı şarkılar. İnsan bazen hayatında yenilik istiyor. Artık mp3 indirmek de eskisi kadar kolay değil. Tv de pek izlemiyorum ki pek yeni şeyler keşfedeyim. Last fm cidden bunun için inanılmaz bir maden. Bütün açlığımı giderdi yeni müziklere olan. Aslında her şarkı biraz diğer şarkılar gibi ya. sadece o an hangi ruh haliyle dinliyor olmamız bizde farklı izler bırakıyor şarkılarda... En son last fm'de sanatçı yerine bülent ortaçgil yazdım. Ve ona benzeyen ilk şarkıcı olarak Fikret Kızılok çıktı! bu nası bir isabettir ben tam mana veremedim. yapay zeka bu kadar gelişmiş olamaz ya =) ancak bülent ortaçgil yazdıktan sonra entera bastığımda karşımda kızılok'un çıkmış olması yüzümde aptal bi gülümseme belirmesine sebep oldu. Sanki o enter tuşuna bastıktan sonra ilk olarak karşıma fikret kızılok'un çıkması sanki bu iki adamın birbirinden ayrılamaz oluşunu gösteren hoş bir tesadüf gibiydi.. ya da değil miydi? bilemedim ama last fm'in ikidir bana aynı golü atması güzel bir hoşluk sadece belki de... Ölmeden önce "kalbine" yazdığı şarkı, son şarkısıydı sanırım buyrun dinleyelim...

11 Ocak 2009 Pazar

Böyle anne olmaz olsun

Şu ısıtma reklamları var ya hani yaratıcılıktan yoksun olan. Hepsi de aynı metin şablonu üzerine oturtulmuş. "X bey, X bey!, Pantolonunuz!"... "Z bey! Zbey! Patronunuz"... "A hanım, A hanım! Bebeğiniz"...
Kendinden bi haber olan insanlarız ya biz dış ses bizi uyarıyor... Mesela X bey'in götünden haberi yok pantolonu yanmış... Z bey'in dükkanın büyüklüğünden haberi yok tek bi ısıtma cihazıyla her yeri ısıtıyor! A hanımınsa bebeğinden haberi yok! Dış ses hapşurdu diye haber veriyor anneye... E böyle anne olmaz olsun dedirtiyor bu reklam insana...

6 Ocak 2009 Salı

Her gün bir adım daha...

Sabah Mecidiyeköy üzerinden metro ile gittim okula.. Aynı anda Fatboy Slim'den rasgele şarkılar dinliyordum. Havanın içimde yarattığı bezginliği almanın iyi bir yoluydu bu tarz müzik dinlemek. Metro'ya inerken bilinçli olarak Praise You şarkısını açtım. Klavyeyle başlayan ve dinlendirici vokalle metro karmaşasından biraz olsun sükunete yakınlaştım. Taksim durağında metrodan inerken, Right Here,Right Now adlı parça girişini yaptı ve o an yüzümde aptal bir gülümseme belirdi. Bu şarkının klibini hatırlarsanız, klipte ayrıntısız ama çok öz bir şekilde evrim anlatılıyordu. Ve hep bir hareket halinde olan bir canlı vardı. Durmadan yürüyordu, evrilene dek kadar.. Yüzümde oluşan gülümsemenin sebebi ise kliple içinde bulunduğum durumunun benzerliği idi... Gün yeni başlıyor ve bir sürü insan aynı yöne -evrilmeye- ilerliyordu. Tek benzerlik buydu belki ama klipte atılan her bir adım, her bir evrilmenin adımını temsil ediyor.. Metrodan çıkışa kadar giden o yolda bir sürü insan, atılan bir sürü adım sanki insanoğlunun yavaş süreçteki evrilmeye atılan adımları gibiydi..

ve sonunda pufta oturmuş göbeği çıkmış bir şekilde yazıyorum...
ve yarın ...
ve ertesi gün ...